(ana sayfaya dön)

 

7 Aðustos 2008

Sevgili Dostlar,

Anlatacaklarim, Turkiye’de devlet-vatandas iliskisinin vehametini ortaya koyan kucuk ve onemsiz ama bence anlamli bir olaydir.

Tecavuz iftirasini animsarsiniz. Hani gazetelerde carsaf carsaf cikmis, televizyonlarda “Nesin Vakfi’nda tecavuz!” diye bangir bangir bagirmislardi... Tam neler dediklerini yazamiyorum, elim varmiyor; animsayan animsar, animsamayan da animsamasin, daha iyi.

Adli tip raporu acik ve netti: Tecavuz bulgusuna rastlanmamisti.

Psikolog raporlari da ayni netlikteydi.

Gazeteler ise, tam tersine, raporlarda tecavuz bulgusuna rastlanildigini yazmislardi; hem de (bire degil) sifira bin katarak... Ruhlarinin derinliklerine gommeye calistiklari pislikleri gun isigina cikmisti. Acik acik yalandi yazdiklari. Malum gazeteler elbette, ama malum olmayan gazeteler de.

Korkunc zamanlardi. Kimse dogruyu dinlemek, duymak, bilmek istemiyordu. Kimi bizi karalamak icin kimi satisini artirmak icin kimi de alcakligindan.

Cok caresiz kalmistik.

Tecavuz sikayeti sikayetci tarafindan mahkemede geri cekildi. Meger tecavuz filan olmamis! Ama gazetelerde bu konuda tek bir satir yazilmadi, tek bir soz soylenmedi!

Alnimiza calinan karayla kaldik!

Bu arada suclanan iki cocugumuz iki gun boyunca tutuklandi. Biri Bayrampasa’ya digeri Metris’e atildi.

Cocuklarimiz cezaevinin kapisindan girer girmez jandarmalar tarafindan dovulduler. Daha sonra icerde once gardiyanlar, ardindan mahkumlar sira dayagina cektiler. Gun boyunca calistirilip hakarete ugradilar, dayak yediler, kucuk dusurulduler, tehdit edildiler. Ve aleyhlerine delil olmadigi anlasildiginda, bir geceyarisi, sabaha karsi saat 1’de bes kurus parasiz sokaga birakildilar!..

Bu cocuklar daha 18 yasinda degillerdi o zaman.

Biri cezaevinden ciktiginda korkudan konusamaz, yemek yiyemez haldeydi, disleri kilitlenmisti.

Cocuklarimiz kendilerine yapilan iskenceyi kaleme aldilar. Yasadiklarini – eger yureginiz elverirse - http://www.nesinvakfi.org/mektup/2007_06_28.html adresinde okuyabilirsiniz.

Iskenceyi savciliga bildirdik, sorusturma acilmasini istedik.

Aylar sonra yanit geldi. Isteklerimizin biri reddedildi, digeri kabul edildi.

Kabul edilenin sonucu soyle (siki durun!):

Cocugumuzu doven jandarmaya karsi dava acilmasina gerek gorulmedi.

Cocugumuzu falakaya ceken, iki gun boyunca doven, hakaret eden, tehdit eden gardiyanlara da dava acilmasina gerek gorulmedi.

Kime dava acildi dersiniz?

Cocugumuzla ayni zamanda cezaevinde bulunan uc zavalli tinerci cocuga!

Cocuklari korumasi gereken devlet once iki cocugumuza iskence yapiyor, daha sonra sikayet edince de aciz uc cocuga dava aciyor!

Yeter ki kendisi suclu cikmasin!

Ama cocuklar... Onlar ne ki! Ustelik tinercilerse...

Evet, o uc tinerci de hirpalamis cocugumuzu ama cocugumuzun dedigine gore onlarin attigi dayak digerlerinkinin yaninda fiske kalirmis.

Bu zavalli cocuklar ya tehdit ya da dayak altinda ya da bilmiyorum belki de kendiliklerinden cocugumuzu dovduklerini itiraf etmisler...

Aziz Nesin yasasaydi, bu olayi kimbilir nasil kaleme alirdi. Yok ne yazik ki.

Ic karartici bir mektup yazdigim icin ozur dilerim.

Hic olmazsa Matematik Koyu’nde 70 kadar genc matematikciyle birlikte oldugumuzu, yazokulumuzun cok verimli gectigini, kan donduran bu olay disinda cok mutlu oldugumuzu soyleyeyim.

Sevgiler, saygilar, daha guzel gunlere...

Ali Nesin

 

 

(ana sayfaya dön)