|
Sevgili Dostlar,
Uzun süredir yazamadım. Aradan bir Şeker Bayramı, bir de
yılbaşı geçti. Nerdeyse Kurban Bayramı da geçecek. Gecikmemin iki nedeni var. 1)
Sosyal Hizmetlerle olan anlaşmazlığımızın çözülmesini bekledim. 2) Akıllara
durgunluk verecek bir çalışma temposu içindeyim. Sanki yeterince işim yokmuş
gibi bir de Matematik Dünyası dergisinin sorumluluğunu üstlendim (www.matematikdunyasi.org).
Sosyal Hizmetlerle sorunu çözemedik. Ne yapıp ne edip Nesin
Vakfı’nın işletmesini ellerine geçirmek istiyorlar. Nesin Vakfı’nı resmi daireye
ve arpalığa çevirecekler. Bunca yıllık emeği ve göz nurunu birkaç ayda
acımasızca harcayacaklar.
Açık açık söylemekten çekiniyorlar, ama kapalı kapılar
ardından bana söyledikleri şu:
- Nesin Vakfı çok güzel işler yapıyor, hayranız sizin
yaptığınız işlere, ama ya gerici vakıflar?.. Size izin verirsek onlara da izin
vermemiz gerekecek...
- Denetleyin, diyorum, yasal hakkınızdır denetlemek...
- Denetleyemiyoruz... Yeterince memurumuz yok...
- Ama müdür atamaya memurunuz var!
Geçenlerde bir Çocuk Esirgeme Kurumu’na gittim.
Çalışanlarla tanıştım. İçlerinden biri kadın eli sıkmayan bir ilahiyat hocası...
Üstelik daha önceki hükümetler tarafından atanmış ve DSP koalisyonu görevinden
alamamış. Gericilerden korkan devlete bak! Gericiliği de, ilericiliği de
tekellerine almışlar!
Bana kapalı kapılar ardında söyleneni bir televizyon
programında söylediğimde, sunucu da dahil olmak üzere programa katılanların tümü
bu yasanın gerici vakıflara karşı çıkarıldığını reddetti. Oysa programdan önce
ve programdan sonra, kuliste, bu mealde konuşmalar geçti aramızda. Ödleri
patlıyor AKP iktidarından, yerlerini kaybedeceklerinden.
Babam böylelerine “maaşlı vatanseverler” derdi.
Uygar ülkelerde iyi işleyen kurumlar örnek alınarak kötü
işleyenlerin düzelmesini sağlayacak kararlar alınır, yasalar çıkarılır,
düzenlemeler yapılır. Türkiye’deyse kötü işleyen kurumlar örnek gösterilerek iyi
işleyen kurumlar engelleniyor.
Sonuç olarak Sosyal Hizmetler’e dava açacağız bugün yarın.
Davayı kazanacağımızdan zerre kadar kuşkum yok. Hem vicdanen hem de yasalara
göre haklıyız. Ayrıca mantık da, dünyanın gidişatı da, dünyada geçerli icraat de
bizden yana.
Bu arada ilginç bir gelişme oldu. Sosyal Hizmetler’in
dilekçemize red yanıtından sonra herhangi bir girişimde bulunmak için yasal
olarak iki aylık bir süremiz var. Bu iki aylık süre dolmadan, Sosyal Hizmetler
antetli, vali yardımcısı imzalı bir yazı aldık. Tehditkâr bir yazı... Bir an
önce Sosyal Hizmetler’le bir protokol imzalamamızı (yani işletmeyi Sosyal
Hizmetler’e devretmemizi) yoksa yasaların gereğini yapacaklarını (yani kendi
yorumlarına göre çocukları Nesin Vakfı’ndan alıp bir devlet kurumuna
yerleştireceklerini) söylüyorlar.
Bunu biraz zor yaparlar da, bunu düşünebilmeleri bile
tüyler ürpertici. Nesin Vakfı’nı yuvası bellemiş, mutlu, huzurlu çocuğu
yuvasından koparacaklar... Bu nasıl bir anlayıştır? Bu anlayıştaki insanlar
nasıl olur da Sosyal Hizmetler’de görev alabilirler?
Neyse... Bunun da üstesinden geleceğiz.
Vakf’a, güzel şeylere dönelim...
Gül’ün geldiğini yazmıştım geçen mektubumda. Hiç gülmeyen
bir Gül... Gül, gülmeye başlamış denilene göre! Hatta kahkahalarla... Ben daha
görmedim. Görenlerin yalancısıyım. Ben sadece gözlüklerimi çıkarıp takarkenki
gülümsemesini gördüm. Beni gözlüksüz görürse, “gözlüklerin nerede” diye soruyor
(ne dediğini de pek anlayamıyorum, büyükler öyle çeviriyorlar.)
Ali Nesin
|