Sevgili Dostlar,
Bir yildir yazamadim. Alti yildir ara verdigim akademik çalismalarima
bir yilligina geri döndüm. Yani yurtdisindaydim.
Sizlere hosçakalin diyemedim. Çünkü yurtdisina çikmama bir hafta
kala burnum isirildi. Geceyarisi penceremin dibinde bögüren birine,
“Beyefendi, çok afedersiniz, çalisamiyorum, acaba rica etsem biraz
daha yavas konusabilir misiniz” dedigim için burnum isirilarak koparildi.
Ameliyat... Sag kulagimin arkasinda bulunan ve o güne dek gereksiz
olan bir parçayla kopan burnum yerine yapistirildi. Aynen eskisi
gibi oldu. Ve hiç acimadi.
Belalar bu kadarla kalsa iyi... Bir yillik ayriligim sirasinda
adreslerinizi kaybettim... Uzun ugraslar sonucu yeni bir “dost listesi”
yaptim. Unuttuklarim ve yanlislikla eklediklerim bagislasinlar.
Sizden tersine bir dilek gelmedikçe, ayda bir Nesin Vakfi’ndan mektup
alacaksiniz.
Vakif’taki bir yillik gelismeleri ana hatlariyla yazayim:
Irem’i animsar misiniz? Hani en küçügümüzdü. Anaokulundaydi. Müthis
sevimli bir kiz, tam bir cimcime, cir cir konusur... Irem’in saltanatina
son verildi: Üç küçük çocugumuz daha var artik, Neslisah, Nurgül
ve Umut...
Umut Vakf’a geldiginde canavardi, bir elinde tas öbür elinde sopa...
Kendini koruyor... Daha sonra çocuk oldu.
Irem’in pabucunu dama atan Neslisah dört yasinda katildi aramiza.
Yurtdisindan bir gelisimde söyle bir konusma geçti aramizda. Daha
dogrusu o konustu, ben kahkahalara boguldum:
- Ali Abi... Allah her yerde degil mi?
Ne evet ne hayir, hiç cevap vermedim, gülümsemekle yetindim. Metafizik
konularda herkesin kendi özgür iradesiyle karar vermesi gerektigini
düsünüyorum. Neslisah devam etti:
- Evet evet... Her yerde Allah... Bizi görüyor, ne yaptigimizi
biliyor, her yerde... O çok güçlü, ama çok çok güçlü... Öyle degil
mi Ali Abi?
Kucagima oturmus, sakalimla oynuyordu. Sustu. Ben zaten hiç konusmamistim.
Derin düsüncelere daldi. Neden sonra,
- Ali Abi, sen mi daha güçlüsün Allah mi? diye sordu.
Gülmekten kirildim, gözlerimden yas geliyordu, hiç beklemedigim
ve üzerinde düsünmedigim bir soruydu.
- Sen daha güçlüsün degil mi? Evet, evet... Sen daha güçlüsün...
Ben biliyorum...
- Tövbe tövbe... Hadi sen git biraz arkadaslarinla oyna bakayim...
Ufacik beyinlerde neler yasaniyor...
Neslisah, Nurgül ve Irem civil civillar, çiglik çigliga ordan oraya
kosup duruyorlar. Kosma düsersin, bagirma basim agriyor diyen yok...
Umut çok daha agirbasli.
Ama simdi de Neslisah’in saltanatina son verilecek. Bes yeni çocuk
daha aliyoruz. En küçügü üç yasinda...
Gençlerimizden Tarkan Ankara Üniversitesi Fizik bölümünü bitirdi.
Bu yil ayni üniversitede yüksek lisansa baslayacak.
Geçen yil Türkçe ögretmenligini bitiren Mehmet Ali’nin tayini Çatalca’ya
çikti... Mehmet Ali’nin Kars’tan Vakf’a gelisini dün gibi animsiyorum.
Bes yasinda sümüklü bir çocuk olarak geldigi Çatalca’da simdi artik
ögretmenlik yapiyor... Kendine bir de ev tuttu.
Darisi digerlerinin basina.
Almanya’dan dostumuz Eda Karaatli’nin çaba ve emekleriyle Vakf’a
çok güzel bir çocuk bahçesi yapildi. Kendisine tesekkür ederiz.
Aziz Nesin’in Birlikte Yasadiklarim Birlikte Öldüklerim adlı kitabinin
son asamasindayiz. Aziz Nesin’in eski harf notlarini yeni harflere
aktariyoruz. Kitap Aziz Nesin’in aydinlar hakkinda düsündüklerini
içerecek. Her yazdigini yayimlayamayacagiz ne yazik ki.
Aziz Nesin – Ali Nesin Mektuplasmalari koca iki cilt olarak Adam
Yayinciliktan çikti. Anababalara ve çocuklara önerilir!
Müjde! Emektar inegimiz Mersedes’in torunu oldu... Mersedes’in
kizi Milenya dogurdu... Bu iyi haberdi. Simdi kötü haber: Torunumuz
bir boga... Ne yapacagiz bu bogayi?
Mersedes ilerlemis yasina karsin her gün on bes kilo süt veriyor.
Süt vermezse basina gelecekleri biliyor gibi geliyor bana. Yogurdumuzu,
kaymagimizi, tereyagimizi, peynirimizi biz kendimiz yapiyoruz. Milenya’nin
sütü simdilik bogamizin tekelinde. Yakinda Milenya’yi da sömürecegiz
hiç kuskusuz.
Hindileri altlarina tavuk yumurtasi koyup kuluçkaya yatirdik. Bir
hindinin altina yirmi kadar yumurta sigiyor. Yüzlerce civciv çikti.
(Siz siz olun, ördeklerin altina tavuk yumurtasi koyayim demeyin
sakin. Ördekler yumurtadan çikan tavuk civcivlerini yüzsün diye
suya birakiyorlar...)
Belki Mersedes’i kuluçkaya yatiririz sütten kesildiginde. Nesin
Vakfi’nda üretmeden yasamaca yok.
Yakinda yumurtaya da para vermeyecegiz demektir bu. Vakf’a geldigimden
beri yumurtaya para vermemek için basvurmadigim çare kalmadi. Kümesleri
temizledik, aydinlattik, genislettik, havalandirdik, isittik, yastiklarla
dösedik... Her görenin yumurtlayasi geldigi o kümesler de bir ise
yaramadi, tavuklar bana misin demediler, birtürlü yumurtlamadilar.
Ördeklerimize güzel bir tas havuz yapiyoruz.
Vakf’a bir de tavuskusu almayi düsünüyorum. Yakisir.
Akan damlari, çatilari aktardik.
Kis yaklasiyor. Kömür almak lazim...
Okullar açiliyor. Önlük, kitap, kalem almak lazim, ayrica okullara
harç...
Devletle basimiz dertte. Nerden akillarina esmisse, “Siz bize para
verin, Nesin Vakfi’ni biz isletelim” diye tutturdular. Herkes böyle
çocuk bakmaya kalkarsa bu ülkenin hali nice olurmus... Ayrica yasa
da öyle emrediyormus... Bakalim yasadikça daha neler görecegiz.
Gelecek ay görüsmek üzere tüm dostlara Nesin Vakfi’ndan sevgiler...
Ali Nesin
Nesin Vakfi Yönetmeni
|