2001 Mayıs

Sevgili Nesin Vakfi Dostlari,

Çok kisitli olanaklarla çok güzel seyler yapiyoruz. Üstelik her seyin kötü oldugu bir ortamda... Övünmek gibi olmasin...

Çocuklar ne kadar neseli orada! Onbinlerce kitabi olan koskocaman bir kütüphane, kocaman bir yüzme havuzu, kocaman bir seramik atölyesi, kocaman bir tiyatro salonu, kocaman bir marangoz atölyesi, basketbol ve voleybol sahalari, ping pong masasi (olmasi gereken boyutlarda), gelecegin mühendisleri için ayri bir mekan (mekano odasi), okuma ve çalisma salonlari, iki piyano, bir bilgisayar odasi, internet olanagi, ünlü Türk ressamlarinin özgün yapitlariyla süslenmis kocamaaan bir oturma salonu, çocuklarin duvar resimleriyle süslenmis oyun odalari, her çocuga tam tesekküllü özel bir oda, çeşit çesit ve yüze yakin meyve agaci ve koyunlar, kuzular, koçlar, inekler, tavsanlar, hindiler, tavuklar, bildircinlar, ördekler (komsunun ama olsun!), kediler ve her çesit hasarat ve kavak agaçlarinin ortasindan geçen sivrisineksiz bir dere ve o derenin kurbagalari ve kavaklarda bütün gece sabaha dek dur durak bilmeden sakiyan bülbüller ve otuz bes çocuk, dayagin, azarin, siddetin, hor görmenin, küçük düsürmenin ve tehditin olmadigi özgür bir ortamda bir arada ve alabildigine temiz bir havada...

Büyük burjuva çocuklarinin bile böyle genis olanaklari yoktur.

Devlet sokaktaki çocuklarina sahip çikamazken, biz, en kötü kosullarda yasama baslayanlara en iyi olanaklari sunuyoruz.

Bir sonraki hedefimiz bahçeye bir çift sülün almak. Sadece keyif ve caka için... Bahçede salına salına dolasan bir çift sülün düsünün... Güzel olmaz mi?

Bu da hedef mi!.. Asil hedef Aziz Nesin Ilkögretim Okulu!.. Bir milyon dolar gerekiyor okul için. Para degil aslinda. Nedir ki bir milyon dolar! Ama yok. Gene de iyi bir haber: Tanimadigimiz bir dost, adini vermek istemiyorum, belki istemez, 10.000 dolar bagislamis. Böylece Ilkögretim Okulu parasi 65.000 dolara yaklasti.
Apayri bir dünya Nesin Vakfi. Gelin görün. Iste size bir firsat:
5 Mayis Cumartesi günü geleneksel mayis piknigimiz olacak. Piknik ögle saatlerinde, 1-2 gibi baslar, geceye dek, kimileyin sabaha dek sürer. Tüm dostlarimizi bekleriz.

Saat 12’de AKM’nin önünden minibüs kaldiracagiz.

Her ne kadar o gün Vakif’ta yiyecek ve içecek olacaksa da, her yil artan dostlarimizi agirlamaya gücümüz yetmiyor. Kisaca, “pikniginizi yaninizda getirin” demek istiyorum...

Bu mektuplarimda çocuklarimizdan pek sözetmedigim dikkatinizi çekmistir. Iki nedenden. Birincisi onlara duydugum saygidan. Onlar birer nesne degil ki, kisiliklerini, zaaflarini, iyi ve kötü yanlarini yüzlerce kisinin önüne sereyim. Ikinci neden, Nesin Vakfi’ni bir aile olarak düsünmemden. Genis bir aile. Ve elbette klasik anlamda bir aile degil. Ama yüzdeyüz bir yuva ve biraz da bir aile. Ailemizin sorunlarini – her aile gibi - kendi içimizde çözeriz.

Elbette çocuklarimizin basarilarindan sözetmek isterim, ama on aylik çocugunun geçenlerde “mama” dedigini, dolayisiyla bir dahi oldugunu bütün mahalleye anlatan anababalara benzemek istemem.

Büyük bir basarimizi seve seve paylasirim. Örnegin en küçügümüz bes yasindaki Irem iki dakika konusmadan durabilirse, ay basini beklemez, hemen yazarim.

Gelelim yeniliklere...

En önemli, en kalici yenilikten baslayayim: Aziz Yengin dostumuz Nesin Vakfi’na genis bir daire bagisladi. Dersaneye giden liseli gençlerimiz bundan böyle o dairede oturacaklar. Nesin Vakfi çocuklari adina Aziz Yengin’e tesekkür ederim.

Kuluçkaya yatirdigimiz hindilerin altindan otuz dört hindi civcivi çikti! Hindi civcivlerinin yasama olasiligi düsük oldugundan balikyagiyla besliyoruz civcivleri. Hepsinin agzina her aksam bir balikyagi...

Hindilerin altina onlara çaktirmadan tavuk yumurtasi da koyduk. Otuz tavuk civcivi çikti. Civcivler hindileri analari saniyor. Hindiler de onlari yavrulari saniyor...

Civcivler memnun, hindiler memnun, biz memnunuz.

Bir dahaki sefere Mercedes’in altina yumurta koyacagiz.

Pazardan yumurta almayacagimiz zaman yakindir.

Bir kuzumuz daha dogdu. Bu yil altincisi... Koyu kahverengi. Emektar koçumuzun en son numarasi, bundan böyle de baska numarasi olmayacak, olamayacak... Yaslanan ve artik görevini ifa etmekte zorlanan damizlik koçumuz ne yazik ki sizlere ömür, kesilmis...

Son numarayla 33’e yükselen koyunlarimizin sayisi, dün ikisinin daha kesilmesiyle 31’e indi. Koyunlarimizin tanesini 125 milyona satmisiz.

Tavsanlarimiz çogalmis. Otuz kadar vardir herhalde.

Mercedes’in sütü bol. Memelerini sallaya sallaya kimseyi umursamadan dolaniyor bahçede. Gören Vakif Yöneticisi filan sanir.

Milenya olaganüstü güzel bir hayvan oldu. Piril piril tüylü, adaleli, soylu bakisli, tehditkar boynuzlu. Kendisine ancak kaçamak bakislar firlatabiliyoruz. Anasinin iki misli oldu daha simdiden (18 aylik.) Simdilik Vakf’a sigiyor. Muhutimizdeki bogalari gözü tutmadigindan veterinerde döllendirdik. Bakalim ne çikacak, merakla bekliyoruz, gün sayiyoruz.

Cilveli ise daha çocuklugunu yasiyor. Sevilmek, simarmak için can atiyor. Geçenlerde “mama” dedi.

Cevizligimizi animsiyor musunuz? Yirmi yil sonra para getirsin diye 22 dönümlük bir arazimize 220 adet ceviz fidani dikmistik bundan bir buçuk yil önce. Geçen yaz on adet ceviz (meyvesi) almis, ancak o on adet cevizi yoksul Türk halkina çaldirdigimizdan bir tanesini bile yiyememistik (aslinda yemeyip müzemize kaldiracaktik ilk cevizleri.) Bu yil, daha simdiden, 151 tane ceviz çikmis. Ye ye bitmez...
Son birkaç hafta boyunca bahçemizi ektik. Domates, patlican, biber, salatalik, fasulye, çilek, çesitli süs bitkileri, akasya, çinar, asma, sarmasik... Daha kavun, karpuz, kabak, salata, patates, havuç ve Irem için makarna dikecegiz.

Bütün islerde çocuklar da çalisir. Biliyorsunuz.

23 Nisan’da Tiyatro Salonumuzun açilisini yaptik. Çok satafatli oldu. Salon doldu tasti. Kahkaha, hüzün, gözyasi, alkis... Bale, pandomim, san, piyano, keman, tiyatro, siir... Nesin Vakfi çocuklarinin hazirladigi yirmi dakikalik oyun gecenin en dikkat toplayan gösterisiydi. Salonun içmimarligini üstlenen Ülkü Dölen’e ve salonu finanse eden Berksan ve Yüksel Atakan çiftine ödüllerini verdik. Gösteriden sonra kokteyl oldu, ardindan seramik atölyemiz gezildi. Daha sonra uçurtma uçurduk. Ipini koparan gitti, sanki uçurtmalari kafesten çikarip çikarip saliyorduk... Aksamin son isiklarinda top oynadik. Kaledeydim. Birinci suttan kaçamadim, bögrümle kurtardim. Ikinci sutu kurtarmak için bacagimi kirip ayak liflerimi koparmam gerekiyordu. Gerekeni yaptim. Sonra ameliyat oldum. Hiç bu kadar güzel bir toplanti düzenlememistik.
Iste bu ayin haberleri.

5 Mayis’ta görüsmek üzere.... Nesin Vakfi’ndan kucak kucak sevgiler.

Ali Nesin

Nesin Vakfi Yönetmeni