|
Nesin Vakfı, tüm olanaksızlıklara rağmen 40
çocuğu geleceğin Türkiye'sine hazırlıyor
'Aziz Amca'yı örnek aldık
*Nesin Vakfı'nın yöneticiliğini babası Aziz
Nesin'in ölümünden sonra devralan Prof. Dr.
Ali Nesin, vakfın
SHÇEK'ye devredilmesinin gündeme gelmesi üzerine kurumla mahkemelik
olduklarını belirtti. Nesin, "Amaç dinci
vakıflardı. 12 Eylül'de kabul edilen madde, korunmaya muhtaç çocuklara
sadece devlet bakabilir diyor" dedi.
EVRİM KAYA
''Dürüst olun, iyi insan olun, kendi ayaklarınızın üzerinde
durun, ezmeyin, ezilmeyin, ne olursanız olun ama yaptığınız işin mutlaka
en iyisini yapın ve her zaman çalışın...''
Türk edebiyatının usta kalemi Aziz Nesin , 1972 yılında kurduğu ''Nesin Vakfı''n da kalan maddi olanakları sınırlı
34 çocuğa bunları söylüyordu. 1995 yılında yaşamını yitiren Nesin, yazıları ve kitaplarının yanı sıra Nesin Vakfı'yla da yaşamaya devam ediyor.
Aziz Nesin'in çocuk cenneti
Aziz Nesin'in ölümünün ardından vakfın
yöneticiliğini devralan oğlu, Prof. Dr. Ali
Nesin de babasının bıraktığı
''cenneti'' yaşatmaya devam ediyor. Temmuz ayı ortalarında vakfın
SHÇEK'ye devrinin gündeme gelmesiyle sıkıntılı günler yaşadıklarını
anlatan Prof. Dr. Nesin, son gelişmeleri şöyle
aktarıyor:
''SHÇEK'yle mahkemeliyiz. İşlemler birkaç gün önce bitti. Yani şu
anda karar aşamasına gelindi. SHÇEK yasası 12 Eylül cuntası tarafından
değiştirildi. Amaç dinci vakıflardı. 12 Eylül'de kabul edilen madde,
özetle korunmaya muhtaç çocuklara sadece devlet bakabilir diyor. Öte
yandan Çocuk Esirgeme Kurumları'nda kadın eli sıkmayan ilahiyatçıların
çalıştığını ben kendi gözlerimle gördüm. 12 Eylül cuntasının bu yasayı
kabul etmesinin ardında her şeyin en iyisini ben bilirim, ben yaparım
inancı ve her türlü aykırılığı reddeden tek tip, tek eğitim, tek düşünce,
tek ideoloji felsefesi yatıyor.''
Şu anda vakıfta kalan 40 çocuğun olabildiğince özgür olduklarını
söyleyen Nesin, ''Vakıf çocukları dövülmez,
azarlanmaz, horlanmaz, aşağılanmaz. Onlara saygı duyulur. Vakıfta ceza da
ödül de yoktur'' diyor.
Bir elimiz yağda, diğeri balda değil
Prof. Dr. Nesin, vakıf çocuklarının üretici
yetişmeleri için hemen her gıdayı kendilerinin ürettiğini söyleyerek
''Sanatsal etkinlikler de çok önemlidir vakıfta. Fotoğraf stüdyomuz,
resim atölyemiz, seramik atölyemiz, tiyatro salonumuz var. Klasik müzik
dinlenir, tiyatrolara, konserlere, sergilere gidilir. Bir ailedir yani
vakıf'' diye konuşuyor.
Vakfı idare etmenin yanı sıra Aziz Nesin'in
basılmamış kitaplarının eski Türkçeden çevrilerek yayına hazırlanmasını
sağlayan Nesin, son günlerde vakfın çok kötü
günler yaşadığına dair söylentilerin asılsız olduğunu vurguluyor. Ali Nesin şöyle konuşuyor:
''Bir elimiz yağda, bir elimiz balda değil elbet. Türkiye'de
namusuyla geçinen, haram para görmemiş her aile gibi biz de zorlanıyoruz,
ama hiç de çok zor durumda değiliz.''
Vakıf yetkilisi Besime Ersoy da ''İnsanlar, vakıfla ilgili
yazılar okuyunca ya da televizyonlarda çeşitli görüntüler izleyince
duyarlılıklar gösteriyorlar. Fakat bu duyarlılıkların kalıcı olması
gerekiyor. Önemli olan sürekli fayda sağlayabilmek'' diye konuşuyor.
Vakıf evim oldu
Vakfın ilk mezunu Vesile Sazak , İstanbul Üniversitesi
Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği'ni bitirmiş. Şu anda Garanti
Bankası'nda çalışan Sazak, ''Vakıfta en iyi öğrendiğimiz şey üretmek,
çalışmak ve insanları koşulsuz sevmekti. Aziz Amca bunu bize yaşantısıyla
öğretiyordu'' diyor.
Bu yıl İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro
Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü'nü bitiren bir diğer vakıf mezunu
Emine Özacar da şöyle konuşuyor: ''Vakıf benim evim oldu. Eğitim
alma şansına sahip oldum. Karşımızda Aziz Amca gibi bir örnek vardı''
.
Mehmet Ali Göl de Aziz Nesin Vakfı çocuklarından. Göl, Mersin'deki ailesinin
yanından vakfa gelerek eğitim alabilme olanağı bulmuş. Şimdi Edebiyat
Öğretmeni olan Göl, vakıfta kazandıklarını öğrencileriyle paylaşıyor.
|