Vakıf Bahçesi
 |
|
|
Basket sahamız bile var... Ama...
Ne yazık ki açıkta. Kışın spor yapamıyoruz. Hiç olmazsa yağmurlu havalarda
spor yapabilmek için bu açıkhava spor salonumuzu yarıkapalı bir spor
salonuna dönüştürmek istiyoruz.
Parasal destek aranıyor... |
Bahçemiz baharda olağanüstü olur. Hiç abartısız, insan kendini cennette
hisseder, o kadar güzeldir. Mozaiklerle bezenmiş piknik masaları yapacağız
bu sonbaharda. |
|
5. Hayvanlarımız. Nesin Vakfı'nın eğitim felsefesinin en önemli
öğelerinden biri üretime yönelik olmasıdır. Biz, tükettiğinden fazla üreten
bireyler yetiştirmek istiyoruz. Büyükbaş hayvanlarımız için bir
çiftlik kurmak zorunda kaldık. Hem Vakıf arazisinde hem de
çiftliğimizde organik sebze ve meyve yetiştiriyoruz. Sağlıklı beslenmek
bizim için yaşamsal önemdedir.
5a. İneklerimiz ve Boğamız. Yıllar önce Aziz Nesin'e bir dostu çok
asil bir inek hediye etmişti. Aziz Nesin adını Sultan
koymuştu. Aziz Nesin'le Sultan çok sevişirlerdi, hatta birlikte spor yaparlardı.
Aziz Nesin'in ölümünden sonra bize öyle soylu inek hediye edecek dostumuz
kalmadığından, biz de kendi olanaklarımızla birkaç yıl önce çok yaşlı
bir inek aldık, sokak ineği türünden. Kelepirdi elbet... İneğin verem
olacağı aklımıza gelmemişti. Öte yandan gebeymiş, bunu bilmiyorduk, sürpriz
oldu. Adını Mersedes
koyduk. Mersedes'i çok sevdik. Ama gerçekten Mersedes de sevilecek ineklerdendi.
O kadar cana
yakındır ki... Sanki inek değil de
kedi. Mersedes, iyileşebileceği kadar iyileşti, tüyleri parladı, semirdi,
bakışları canlandı. Ve günü geldi Mersedes doğurdu. 1 Ocak 2000 günü nurtopu
gibi bir kızımız oldu. Adını
Milenya koyduk haliyle. Milenya annesinin iki misli oldu. Yaşlı
Mersedes'i ne yapacaktık? Bir daha doğuramaz, dayanamaz dendi, kesmek
gerekir dendi, kasaba satalım dendi. Kıyamadık. Bir daha boğaya verdik.
Gene doğurdu... Böylece üçüncü ineğimiz
Cilveli de doğdu. Bu arada Milenya da doğurdu, Mersedes'in torunu
oldu yani, ama bu kez şansımız yaver gitmedi, bir
boğa doğdu.
Boğayı büyütüp sattık. Şimdi dört ineğimiz var. Söylemeyi unuttum, sütümüz, peynirimiz, kaymağımız, yağımız
bizim kendi ineklerimizden. Çocuklarımızın birçoğu inek sağmasını bildikleri gibi,
ineğe ebelik de yapabilirler.
5b. Koyunlarımız ve Koçlarımız. Bir zamanlar kırka yakın koyunumuz
vardı. Çok geliyordu araziye. Azaltmak zorunda kaldık. Sonra çiftliği
kurduk. Gene çoğaldılar. Şu an (Mart 2006) 39 tane koyun, kuzu ve koçumuz
var.
Doğurduklarında Vakfımız neşeyle dolar.
Minik kuzuları
çocuklar karşı çıkmasak yataklarına alacaklar...
5c. Hindilerimiz. Yılbaşında afiyetle yedik. Hayatımızda yediğimiz
en güzel
hindiydi. Beş altı tane kaldı. Çoğaltacağız. Altlarına tavuk yumurtası
koyarız, farkına bile varmazlar, onlar da memnun biz de...
5d. Ördeklerimiz. Çoluk çocuk hep birlikte güzel bir ördek
havuzu yaptık, resim paleti şeklinde, içi mozaikle kaplı. Şu anda
(Mart 2006) 6 ördeğimiz var.
5e. Tavuk ve Horozlarımız. Yedi yıldır uğraşıyoruz tavukları
yumurtlatmak için. Galiba en sonunda emeklerimizin sonucunu alıyoruz.
Tavuk yumurtalarını (daha geniş olan) hindilerin altına koyduk. Böylece
yüzlerce piliç elde ettik. Piliçler tavuk olmaya başladılar ve her gün
onlarca yumurta elde ediyoruz. Yakında yumurta sayımız artacak. Mart
2006 notu: Yumurta satıyoruz bile!
5f. Tavus Kuşlarımız. Hamdi'yle Fitnat. Ne yazık ki Hamdi bir hastalıktan
vefat etti. Yerine yenisini alacağız. Sanatçımız Süleyman Hamdi'den bir
ex libris yaptı.
5g. Tavşanlarımız. Vakfımızda birçok tavşan
evimiz var. Yıllarca yüzlerce
tavşanımız oldu. Bir hayvan bir gecede hepsini öldürdü. Yenilerini
alacağız.
5h. Güvercinlerimiz. Bazıları akla durgunluk verecek beyazlıkta.
Abuzer'in sorumluluğunda.
5i. Köpeklerimiz. Bize bir şey
yapmazlar. Aslında kimseye bir şey yapmazlar ama görünüşleri oldukça
korkutucudur.
5j.
Kedilerimiz. Benim bildiğim sadece iki tane.
5k.
Kelebeklerimiz, ateş böceklerimiz, solucanlarımız... Sürüsüne...
5l.
Atlarımız. Komşumuzun. Derdi yok keyfi var. Sütçü beygiri değil
bunlar, yarış atları...
5m. Kazlarımız. Yok. Çocuklar için tehlikeli olacağından korkuyoruz.
5n. Arıcılık. Bu da yok. Çiftliğimizde
olacak ama.
6.
Meyve Ağaçlarımız. Yüzlerce... Yüzlerce olmasa da en azından onlarca...
Elma, armut, ayva, erik, kiraz, vişne, dut, incir, ceviz, kestane, kayısı,
şeftali, badem, iğde, muşmula, asma ve adını bilmediğimiz bir meyve ağacı...
Yok yok... Budamadan iyi anlayan ve budamayı bize öğretecek birine gereksiniyoruz.
7. Bostanımız. Pırasa, ıspanak, lahana, salatalık, salata, marul,
domates, biber, kuru ve taze soğan, patlıcan, kabak (tatlı ve süs), nane,
roka, maydanoz, mısır, kavun, karpuz, çilek, fasulye...
|