Aziz Nesin'e geri dön

 

Rıfat Ilgaz’ın 10 Temmuz 1993 günü Cumhuriyet’te yayımlanan Tuna Erdem’le yaptığı bir söyleşiden:

Marko Paşa, Esat Adil’in Sosyalist Partisi’nce düşünülmüş bir gazeteydi. Bizim öğretmenlikle bir ilgimiz kalmayınca partiye gider gelir olmuştuk. Parti üyeleri de bana bir teklifte bulundular bir dergi çıkaralım diye. O zamanlar dergi imtiyazı alınamıyor kolay kolay. Bizlere dergi imtiyazı vermiyorlar. Sorumlu müdürün yüksek okul mezunu olması şartı var. Esat Adil’de para var, ama imtiyaz yok. Benim üniversiteden arkadaşım Hasan Tanrıkut’ta da imtiyaz vardı. İkisini bir araya getirip “Gün” isimli bir edebiyat ve sanat dergisi çıkarmaya başladım. Ben de şiirlerimi orada yayımlıyordum. Derken Sosyalist Parti’nin üyeleri, Aziz Nesin’le bana bir de mizah dergisi çıkarmamızı önerip para toplamaya başladılar. Ama Aziz vazgeçti bu işten. “Bu işe bağlanmayalım, ileride başka işler düşünürüz” dedi.

O sıralarda hükümet değişti, ben de ciğerlerimden rahatsız olduğum için belki öğretmenliğe iade edilirim diye umarak başvurdum. Nitekim tayinim çıktı ve bu yüzden Marko Paşa’yı ilk Sabahattin Ali çıkardı. Ama üç ay sonra yine öğretmenlikten alınınca ben de dönüp katıldım dergiye.

 

26 Nisan 1991’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan Necati Güngör’ün “80 yıllık bir çınar: RIFAT ILGAZ” adlı yazı dizisinden:

Evet, [Rıfat Ilgaz] bir kez daha tedavisi yarım kalmıştı; bir kez daha işsizliğin acımasız yüzüne sürgün edilmişti! Ama insanın kara günlerde de kapısını çalan bazı dostları vardı. Rıfat Ilgaz’ın dostunun adıysa Sabahattin Ali’ydi... Aşağı yukarı aynı yazgıyı paylaşan, aynı bilinçli serüveni yaşayan, yürekleri aynı duyarlıkla çarpan iki dosttular. Bir de Aziz Nesin, üç...

Sabahattin Ali’yi ilk kez 1934’te görmüştü Rıfat Ilgaz, Ankara’da. Kendisi genç bir ozan, öteki biraz daha ünlü bir yazardı. Ayaküstü tanışmışlardı, o kadar... Onu daha yakında tanıdığında takvimin ibresi 1945’in üzerindeydi. Esat Adil Müstecaplıoğlu’nun evinde karşılaşmışlar; dostlukları Sabahattin Ali’nin ölümüne dek sürmüştü.

Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin’den söz açıp da gündeme Markopaşa’yı getirmediniz mi, olmaz, mozayık eksik kalırdı.

Rıfat Ilgaz, “Sınıf” kitabından ötürü hüküm giyip de işsiz güçsüz ve beş parasız kaldığı günlerde Aziz Nesin’le birlikte Esat Adil’in partisine gidip geliyorlardı. Parti binası Taksim’deydi. İkisi de para bakımından “zil” olduklarından Babıâli’den Taksim’e kadar biraz taban gücü, biraz da iman gücüyle yürüyorlardı. Parti üyesi işçilerle tanışıyor, günün olayları üstüne söyleşiyorlardı. İkisinin de yazar olduğunu bilen işçiler, onlara yeni bir gazete çıkarmayı önerdi bir gün. Adı “Marko Paşa” olmalı, halkın dertlerini dile getirmeliydi bu gazete. Bu adı öneren de Dokumacı Rıza adında bir işçiydi.

Önceleyin öneri üzerinde konuşulmuş, bir sonuca bağlanmadan bırakılmıştı öylecene. Sonra aynı öneriyle Sabahattin Ali de karşılaşmış ve pek benimsemişti.

“Marko Paşa”nın ilk sayısı 25 Kasım 1946’da yayımlandığında, künyesinde Sabahattin Ali, sahibi ve sorumlusu olarak görünüyordu. Gerçekten de parayı koyan oydu... Rıfat Ilgaz’sa bu sırada Boğazlıyan’da bulunuyordu. Atanalı birkaç hafta geçmiş geçmemişti. Aziz Nesin imzalı bir mektup aldı, bir kucak da gazete... Bu gazeteleri satması isteniyordu. Ilgaz, Türkçe öğretmenliğinin prestijini kullanarak bir kitapçıdan rica etti satmasını. Kitapçı Muhittin Efendi pek umutlu değildi, ama Rıfat Hoca’yı kırmak istemedi. Yirmi beş adet “Marko Paşa”yı bırakıp görevli olduğu okula gitti.

Akşam olmamıştı daha o gün. Muhittin Efendi soluk soluğa okual geldi, “Aman” diyordu, “Aman Hocam, gelecek sayıyı biraz fazla göndersinler!”

Okuryazar insan sayısının oldukça düşük düzeyde bulunduğu bir Orta Anadolu kasabasında Sabahattin Ali’nin “Marko Paşa”sı birkaç saat içinde kapışılmıştı. yıl 1946.

Celâl Bayar gibi Atatürk’ün başbakanlığını yapmış eski bir komitacının, Adnan Menderes gibi bizzat Atatürk tarafından meclise sokulmuş eski CHP kodamanının bile Milli Şef’e karşı “ölçülü” muhalefet yapabildiği bir ortamda, “Marko Paşa” yazarları gerçek birer halk kahramanı suretinde pala sallıyorlardı. Gazete, tek başına bir muhalefet partisi görevi yapıyordu iktidara karşı. İktidara meydan muharebeleri kazanarak gelmiş olan koskoca İsmet Paşa’ya karşı çıkmak, onun politikalarını eleştirmek hiç de azımsanacak bir iş değildi.

"; //$alici .= "Matematik Dunyasi ";/ //$alici = "md@math.bilgi.edu.tr"; /* From, cc, bcc kIsImlarI... */ $header .= "From: $realname <$email>\n"; $header .= "X-Priority: 1\n"; // Mailin oncelik derecesi $mesajx = $mesaj."\n\nTelefon : $tel"; /* a */ mail($alici, $subject, $mesajx, $header); $a = "tamam"; } if($a == "tamam"){ echo "

Mesajınız ilgilere ulaştırılmıştır. Teşekkürler.

"; } ?>